31 Ağustos 2013 Cumartesi

Ölüdeniz Ticaret Parkı!

Tatilin 4. günündeyiz ve akşamına buradan ayrılıyoruz. Bu yazıyı ne yazık ki üzülerek yazıyorum çünkü bu yazı da kullanacağım kelimeleri cümleleri yazmak istemezdim ama sessiz kalmayı da doğru bulmuyorum. Bu yazıda fotoğraf olmayacak çünkü bu bir tepki yazısı. Bu belde deki yanlış fiyat politikalarının yakında bu beldeye zarar vereceğini şimdiden söylüyorum.

Geldiğimiz yer Ölüdeniz, turistik bölge ve ülkemizde de serbest piyasa ekonomisi uygulanmakta, evet bunlar bilindik ve gayet normal ama burayı kontrol eden bir mekanizma olmalı. 1 tane küçük su için 2 tl ödemek insanların zoruna gidebilir. Bu tatil boyunca burada ki herkesin şikayet ettiği en büyük sorun buydu. Ölüdeniz esnafı aşırı pahalı ve tabiri caiz ise KAZIKÇI. Tamam zorla satmıyorsunuz, tamam burası turistik yer, tamam burası sezonluk bir yer hepsine eyvallah ama biraz da vicdanlı olmak lazım, esnaf ahlakının olması lazım. Siz öyle olmazsanız buraya gelenlerde 2. sene tekrar gitmeyi 2. kez düşünürler. Zararı yine ölüdeniz esnafına olur. Tatil amaçlı gelenlere birşey olmaz. Küçük marketlerde ki fiyat politikları denetlenmeli..

Bir diğer sorun ise Ölüdeniz Milli Parkı ile ilgili.. Pardon yanlış yazdım Ölüdeniz TİCARET PARKI demeliydim. Ölüdeniz yani belcekız mevkinde sahilde oturmak denize girmek ücretsiz. sadece şezlong ve şemsiye ücretli. Tanesi 2013 yılı fiyatı ile 7 TL 1 sezlong 1 şemsiye 14 TL. Daha uygun bir fiyat belirlenebilir ama hadi neyse deyip Normal bir durum olarak da görülebilir. Bu sahilin bir uzantısı Ölüdeniz Milli Parkında kalmaktadır. (pardon ölüdeniz ticaret parkı diyecektim) Sahil belcekız mevkindeki sahilin uzantısı yani aynı sahil ama giriş kişi başı yine 7 TL. Parkın içinde ne var? Hiçbirşey. Deniz aynı deniz, sahil aynı çakıl taşlı sahil ama giriş paralı! (ölüdeniz dedikleri göl tarafı kum)

Park girişinde ücret kesen elemanların mevzuattan haberi yok. Resmi kimlik nedir, müze kart nedir, basın kartı nedir hiç birinden haberleri yok. Tek bildikleri şey 7 TL almak. Resmi bir kurum aracılığı ile ücretsiz girme hakkınız olsa bile 7 TL ödemeden asla giremezsiniz.

diyelim ki giriş paranızı verdiniz içeri girdiniz, ölüdeniz denilen göl tarafından değil de belcekız sahili uzantısı olan taraftan yine 7 TL ödeyerek şezlong aldınız ama bulunduğunuz yeri sevmediniz rahatsız oldunuz ve 100 metre ilerideki şezlonglara gitmek istediniz ya da ölüdeniz göl tarafına geçtiniz. ilk aldığınız yerdeki makbuz geçersiz. yeniden makbuz almak yani 7 TL daha ödemek zorundasınız. Görevli denilen zibidiler yeniden başınızda bitiyor. Makbuzunuzu gösteriyorsunuz, yer değiştirdim diyorsunuz ama yok kabul edilemez. Yeniden makbuz dayatılır. Ya biraz dişinizi gösterip geri püskürteceksiniz ya da haksız yere para ödeyeceksiniz. Ya da müdüriyete gideceksiniz. Yetkili bulabilirmisiniz onu da bilemiyorum. Bu yazdığım yer değiştirme konusu benim başıma gelmedi. Ama yan tarafımda oturan insanların başına geldi. Ticaret parkı içinde dolaşırken diğer sezlonglarda oturanlarda da aynı sıkıntıyı yaşayanları kavga edenleri gördüm. Ölüdeniz beldesindeki küçük marketlerin uyguladığı fiyat politikaları ticaret parkı içinde de geçerli. 0.25 kuruşa satılan küçük su yine 2 tl. Algidanın resmi fiyatı 2.5 tl olması gereken Magnum dondurma 5 TL ve buna benzer nice örnekler mevcut..

Kısacası Ölüdeniz Ticaret Parkında durum bundan ibaret..

30 Ağustos 2013 Cuma

3.Gün Jeep Safari



3. gün için jeep safari yapmaya karar verdim. Oradaki acentalardan bir gün öncesinden rezervasyon yaptım ve tur içeriği fiyat gibi konularda bilgi aldım. Ortalaması kişi başı 45 TL Öğle yemeği de dahil. Jeep safariler Cuma ve Cumartesi günleri Patara Plajınada gidiyorlar, diğer günler gitmiyorlar.

Sabah erkenden gelip otelin önünden alınıyorsunuz ve ortak bir buluşma noktasında toplanıyorsunuz. İlk toplanmanızda size brifing verilirken kendinizi bir anda su savaşları içinde buluyorsunuz. Jeep'lerin arkasında saklı kovalar su dolu ve ani bir şekilde duş alıyorsunuz. Oldukça eğlenceli oluyor ve bu su savaşları neredeyse tüm gün devam ediyor. Jeep ile hareket ederken de dahil :) Kısa videolar çektim onları da bu yazı içerisinde bulabilirsiniz. Bize giderken söylemediler ama ben size söyleyeyim yanınızda mümkün olduğunca az elektronik alet bulunsun yada su geçirmeyen bir çantanız olsun ki telefonlarınız yada fotoğraf makinalarınız zarar görmesin. Bana su atmayın deme şansınız yok.

Jeep ile hareket ettikten sonra ilk durak bir antik kent. (şu an antik kentin adını hatırlayamadım)





Antik kente (hala adını hatırlayamadım) eskiden girilebiliyormuş ama bu dönem (2013) restore çalışmaları olduğu için girilemiyormuş. Uzaktan bakabiliyorsunuz. Rehberi dinlerken yöre halkından çocuklar meyve satıyor, büyük ihtimalle bahçelerinden dalından koparılmışlar ve iyi meyveler. Hem rehberi dinleyip hemde meyvelerinizi yiyebilirsiniz.




Antik kentden tekrar yola çıkıp Jeep Safarinin tadına varabileceğiniz toprak yollardan geçip su savaşları eşliğinde Balık çiftliğine gidiyorsunuz. Balık çiftliğinde ki molada ister balık ekmek yiyin; ister yapay şelalede fotoğraf çekilin isterseniz de o tesislerde ki barda oturup birşeyler içerken bar masasının üzerindeki suyun içine elinizi sokup balıklarla oynayın :)










Balık tesisinde ki moladan sonra Saklıkent kanyonuna doğru yola çıkıyoruz. Kanyona girmeden önce yemek saati ve benzeri konularda bilgilendiriliyorsunuz. Tur'a dahil olan öğle yemeği kötü değil, balık ekmek ve açık büfe salata mevcut. İçecek ücretli. Bu tarz bilgileri aldıktan sonra serbest zaman dilimi olan kanyona doğru yürüyoruz. Kanyona girerken daha doğrusu bu geziye çıkarken terlikle değilde deniz ayakkabısı yada su geçirebilir spor ayakkabı ile gitmenizi öneririm. Kanyonda suyun içinde akıp giden terlikleri bolca görmek mümkün :)









Kanyonda oldukça güzel fotoğraf çekilecek yerler mevcut. Suyun soğukluğu rahatsız edecek kadar değil. Kanyon giriş ücreti 5 TL.








Kanyon çıkışında o civardaki cafelerde oturup yemek yiyebilirsiniz isterseniz. Güzel mekanlar var ve oldukça güzel tasarlanmışlar. Ayaklarınızı suya soktuğunuz sırada balık ekmek yemeyi daha Türk Kahvesi içmeyi kim sevmez..






Yine o bölgede yerli halkın standlarından pekmez bal yağ ya da meyve alabilirsiniz, fiyatlar makul incirler çok güzel :) Kanyon gezisinden sonra çamur banyosu için yola çıkılıyor fakat dileyenler çamur banyosu yapılacak yere mini rafting ile gidebilir. Bu rafting bildiğiniz raftinglerden değil. Tek kişilik botlarla gidiyorsunuz herhangi bir dalga yok. Kamyon tekerleğine oturup akan suda ilerlediğinizi düşünün :) Çocuklar için eğlenceli olabilir, ekstra ücrete giriyor 30 TL (2013) Rafting yapmayanlar araçlarla çamur banyosunun olduğu yere geçiyor.







Çamur banyosu oldukça değişik birşey, ben ilk defa yaptım belki bana öyle gelmiştir. Balçık gibi ama kokusuz dokunduğunda tuhaf bir his veriyor. Her tarafımıza sürdürdüler o çamuru :) Umarım birşeylere faydası olmuştur :)





Çamur banyosundan sonra yeniden Jeeplerimize dönüp dönüş yoluna koyuluyoruz. Sabah 08:00 - 18:00 arası süren oldukça keyifli ve güzel bir aktivite oldu benim için. Giden arkadaşların katılmasını tavsiye ederim. Cuma ve Cumartesi günleri çamur banyosuna ek olarak Patara Plajına da götürüyorlar. 





29 Ağustos 2013 Perşembe

2.Gün Akşamı Kaya Köy


Ölüdenizdeki ikinci günün sonunda otel oda kahvaltı olduğu için -ki en mantıklısı bu bence, Akşam yemeğini çarşıdaki yüzlerce kafe içinden birinde yiyebilirsiniz yada dolmuş ile Hisarönü beldesine gidebilirsiniz. Burası da komple cafelerden oluşan bir belde, pek fotoğraf çekmedim, bir kaç cadde düşünün akşam trafiğe kapalı ve sağlı sollu cafe, disco bar.. Fiyatlar iki taraftada 'tatil bölgesine göre' makul, sex on the beach kokteyl 12tl, patates kızartması 9 tl, hamburger 12 tl, turistlerin çok ilgi gösterdigi musakka yemeği 15 tl şeklinde örneklendirebilirim.. Gece geç saatlere kadar gidiş geliş dolmuş var. 

Akşam için bir başka alternatifiniz ise Kaya Köy'e gitmek. Ben öyle yaptım. Çok ama çok küçük bir köy ve 2-3 tane yemek yiyebileceğiniz restoran var. Tarihi bir yer olduğundan zaten az kişi geliyor kazıklayabildiğimiz kadar kazıklayalım mantığındanmıdır nedir bilemiyorum ama yediğiniz yemeğe göre ödediğiniz fiyat oldukça yüksek. Kişi başı 50 TL ye de tavuklu yemek var kişi başı 90 TL ye de tavuklu yemek var. Örneğin "şarap ile soslanmış portakallı tavuk" 45 TL, ben yedim normal bir restorandaki mantarlı tavuktan bir farkını görmedim. Şarap tadı zaten pek hissedilmiyor, yanına da 1 dilim portakal koymuşlar :) Yemek olarak tadı güzeldi ama Bu kazıklama politikası ile yakında ellerinde patlar benden söylemesi.. Kaya köyden bahsedecek olursak likya yolunun bir bölümünün buradan geçtiğine dair yön levhaları gördüm ama bu konudan çok emin değilim. Eski terk edilmiş kaya evler ve kiliseler mevcut. Fotoğraf çektirmek isteyenler sevebilir ama illa ki gezip görülecek bir yer olduğunu söyleyemem. Yanılmıyorsam yaklaşık 500 kadar Kaya ev var, birkaç kilise ama kiliseler kilitli girilmiyor. İncik boncuk satan yerler mevcut.
Akşam saatlerinde geldiğimizden dolayı Kaya köy fotoğraflarının bazıları bulanık olabilir, affola..























Dolmuş ile gidecekseniz eğer saatlerini mutlaka öğrenin çünkü sınırlı saatlerde var, zor durumda kalabilirsiniz. Ayrıca Gemiler adası ve diğer birkaç turistik yere de buradan geçiş yapabilirsiniz.

2. günün akşamınıda kaya köyde değerlendirerek burayıda görmüş oldum ve Ölüdeniz'e geri döndüm. Yarın erken kalkmak lazım, güzel bir safari jeep beni bekliyor olacak..