25 Ağustos 2013 Pazar

Karadeniz Rize Çayeli Tarafları..

Karadeniz.. Ey gidi Karadeniz diye boşuna demedikleri yer.. "100 metre ileride" yerine "100 metre geride" tabelaları ile gülümseyen, "Of'luyuk direk yukarıya bağlıyuk" cümlesiyle güldüren orjinal insanların olduğu yer.. 

Kaç zamandır Karadeniz'e gitsem ya da en azından 2-3 gün mini bir gezi yapsam diye düşünürken kendimi Trabzon uçağında 28F koltuğunda buldum.. 




iPod da Karadeniz'in en güzel şarkıları eşliğinde kiraladığım arabayla Rize tabelasını gördükçe heyecanım fırtına deresi gibi çoştukça çoştu.. O kadar heyecanlıydım ki birazdan patlayacak yağmur dahi keyfimi kaçıramazdı. Gerçi o yağmur 2-3 gün boyunca hiç bitmedi ve çamlıhemşine geldiğimde rafting yapamadım ama buna bile sevindim çünkü bir daha ki gelişime bahane olacaktı rafting :)





Karadeniz'i anlatmak sayafalara yetmez o yüzden ben bu yazıda Rize Çayeli Pazar Çamlıhemşin Ayder güzergahından bahsedeceğim. 2 - 3 güne bunları sığdırmak bile zordu zaten. Tadı damağımda kaldı.. Trabzon havaalanından inip kiralık araca nasıl bindim kendimi Rize yolunda nasıl buldum hiç bilmiyorum.. Yolda tabelalarda Rize Ayder Pazar Çayeli Kaçkar gibi yazıları gördükçe çoştum son ses karmate ve Kazım Koyuncu şarkılarının en güzelleri açıldı. İlk durak Rize merkezde kısa bir turdu. Adres sorduğum herkes çok anlayışlıydı uzun uzun detaylı detaylı anlatılar. Güldürdüler.. İnsanlık hâli sıkışıyorsun bazen bir umumi tuvalet buldum kapısında yazan "müzikli umumi wc" yazısı 2-3 günün ne kadar keyifli geçeceğini bir kez daha kanıtladı bana :)








 Rize'de bastıran şiddetli yağış bir kuru fasülyecide mahsur bıraktı kısa süre.. Gidecek arkadaşlara önerim Rizede balık pide ya da köfte tarzı bir şeyler yiyin; yöresel ürünleri de tercih edebilirsiniz. Kuru fasülyeyi Çayeline saklayın.. Rize merkezde kültür merkezinin karşısında sahil kenarında sahil iskele cafe diye bir mekan var orada oturup bir yorgunluk çayı kahvesi içebilirsiniz, tost vb yiyecekler, dondurma nargile gibi imkanlarda var. ister taburede ister sandalyede ister salıncakta isterseniz de armut koltuklarda oturma imkanınız var. Samimi bir ortam gazete keyfi ve manzarası harika.. Tavsiye ederim.







Biraz Rize de dolaştıktan sonra sahil Şeridinden devam ederek çay eline geldim. Kalacak yer olarak hem sahile hemde çarşıya yakın Sahil Otel diye bir yer var, uygun fiyatlı küçük temiz bir otel. Bazı tur firmaları da müşterilerini bu otele getiriyor. Tavsiye ederim.



Oldukça şirin bir ilçe, sahil kasabası gibi.. Bir sabah erken uyandım, küçük yerlerde sabah erken kalkınır esnaf erken dükkan açar diye bilirim ama bu kural çayeli için geçerli değil sanırım. Sabah 8.30 da dükkanlar tek tük açılıyordu. 







Biraz çarşıyı gezdim sonra sahildeki dalga kırana yöneldim.. Dalga kıranın sonuna doğru uzunca yürüdüm. Deniz fenerinin altına geldiğimde 3 tarafımda denizlerle kaplı heybetli korkutucu bir "kara" deniz  vardı önümde.. Biraz oturdum kayalıklarda etrafı Deniz'i seyrettim.. Egenin denizi akdenizin denizi insanı hiç ürkütmezken, rengi insana mutluluk verirken karadenizin rengi insanı ürpertiyor sanki.. Oralarda sohbet ettiğim birisi demişti bizim asabiyetimiz bu denizin rengi ve kapalı havaların çokluğundan geliyor diye, doğru söyledi sanırım. 







Gök gürlemeye başlamasıyla dalgalar hafiften şiddetlenmeye başladı, dalgakıran tehlike arz etmeye başlayınca geri döndüm.. Merkezden ev aralarındaki tarlalara doğru ilerledim oralarda dolanırken yaşlı bir teyze yaklaştı "ha bu saatte ne arisun burda uşağım" demesiyle sohbet başladı, keyifli mi keyifli.. bir bardak çayını da içtim ve dolaşmaya devam...
Karadenizin genelinde bu uygulanıyor sanırım Çayelinde de dikkatimi çekti 2 metre kare yeri bile insanlar değerlendiriyor, hemen o kadarcık alana mısır ekiyor altına kabak ekiyor, düz toprağı verimli şekilde kullanıyor. İç Anadolu'da uçsuz bucaksız kuru bozkırda kimsenin bir halt yaptığı yok.
Bir sonraki yazım Çamlıhemşin ve Ayder ile ilgili olacak.. Şimdi Çayelinden fotoğraflar..

  

















Sabah Sohbeti yaptğımız şirin teyze..



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder